| | #1 (permalink) |
| Guest
Mesajlar: n/a
| Aralarına asla erkek almayan Amazonlar’ın efsanesi, Anadolu’nun en önemli söylenceleri arasında yer alıyor. Tarihin babası sayılan Bodrumlu Herodotos’tan, destanları ile ünlü İzmirli ozan Homeros’a kadar birçok kaynakta adı geçen bu savaşçı kadınların at binmedeki yetenekleri ise dillere destan... Amazonlarla ile ilgili bilgilerin çoğu, bu savaşçı kadınların Anadolu’nun kuzeyinde; Ordu yakınlarındaki Terme «ayı civarında, Themiskyra adlı kentte yaşadıkları yönünde toplanıyor. Yüzyıllardır merak konusu olan Amazonlar oldukça ilginç bir topluluk. En önemli özellikleri en az erkekler kadar hatta efsanelere göre erkeklerden çok daha iyi savaşmaları olmuş. Bu yiğit kadınların, güzelliklerinin yanı sıra; çevik, hızlı ve disiplinli olmaları da onları diğer kavimlerden ayıran özellikler arasında sayılmış. Özellikle at binme konusundaki yetenekleri ve at üstünde kazandıkları savaşların ünü, çok kısa zamanda tüm Anadolu’ya hatta komşu ülkelere yayılmış. Babaları savaş tanrısı Ares’ten aldıkları iyi savaşma özelliğinin yanı sıra; anneleri, uyumu ve barışı simgeleyen Harmonia’dan aldıkları barışı sağlama ve koruma bilinçleri ile kendilerine haklı bir ün yapmışlar. At üstündeki hünerleri Söylenceye göre Amazon kadınları yaşamın her alanına hakim olduğu bir toplumdu. Aralarına erkek almaz, sadece soylarını devam ettirmek için komşu kavimlerle görüşürler ve sonra kendi topraklarına çekilirlermiş. Doğan kız çocuklarını en iyi şekilde eğitirler, onlara at binmeyi, ok atmayı ve yay kullanmayı öğretirlermiş. Erkek çocukları ise, ya bebekken babalarının yanına yollarlar ya da kendilerine ayak bağı olmayacak işlerde kullanırlarmış. Amazonlar, ok atmadaki üstünlüklerinin yanı sıra, “Labris” denilen çift tarafı da keskin olan bir baltayı da çok iyi kullanırlarmış. Savaşlarda, kendilerini savunmak için kullandıkları, yarım ay şeklindeki kalkanları ise pek çok heykele konu oldu. Tek göğüslerini kesen Amazonlar... Dilbilimcilerin "Amazon" sözcüğü üzerine yaptığı araştırmaların sonuçlarına göre; Anadolu’nun Karadeniz Bölgesi’nde yaşamış olan bu savaşçı topluluğun adının anlamının, "Göğüssüz" olduğu ortaya çıkıyor. Söylencelere göre, bu savaşçı kadınlar ok atarken rahatsız olmamak ve yayı daha fazla gerebilmek için tek göğüslerini küçükken keserlermiş. Böylece yayı, zahmetsizce gerebilir ve oku daha da uzağa atabilirlermiş. Bu özellikleri ise savaşlarda onlara ezici üstünlük sağladığından geleneklerini çok uzun yıllar boyunca hiç değiştirmemişler. Estetik ve dinamizmin simgesi Birçok mitolojik hikayeye konu olan Amazonlar, estetik ve dinamizmin bir simgesi olarak özellikle yaptıkları savaşları gösteren kabartmalarla, ünlü tapınak ve mezar anıtları süslemişler. Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Bodrum’daki Kral Mausolos’un mezar anıtını (Mozele) süsleyen Amazon Savaşı kabartmaları, göz alıcı bir ustalık ve hayranlık verici bir incelikle mermerde hayat bulmuş asırlar önce... Anadoluyu savunan kadınlar Anadolu’ya yapılan en önemli saldırılardan biri olan Truva Savaşı sırasında Amazonlar da savaşmışlar, hatta; erkeklerin arasında, omuz omuza Anadolu’yu savunmuşlar. O kadar ustaca savaşıyorlarmış ki, kimse o parlak zırhlarının, başlıklarının içinde bir kadının olabileceğini düşünemiyormuş. Truva Savaşı sırasında orduyu cesaretlendiren Amazon kraliçesi Penthesileia’nın efsanesi ise oldukça trajiktir. Truva’ya saldırılar başlayınca Amazonlar’ın cesaretini örnek alan diğer Anadolulu ordular da savaşmaya başlamışlar. Karşı tarafın en ünlü kahramanı olan Akhilleus ile Amazon Kraliçesi Penthesileia’nın, savaş alanındaki mücadelesi gerçekten çok zorlu olmuş. Hem Akhilleus, hem de Penthesileia parlak zırhları ve gösterişli başlıkları ile tozlu savaş alanının ortasında birbirlerine doğru yaklaşmaya başlamışlar. Kraliçe keskin baltası ile Akhilleus ise mızrağı ile savaşıyormuş. Kraliçe kusursuz bir şekilde kullanıyormuş baltasını. Hareketleri atik ve hızlıymış. Göğüs göğüse uzun süren bu dövüş sırasında Akhilleus, düşmanının bir kadın olduğunu aklından bile geçirmemiş. Uzun mücadele sırasında; Akhilleus’un yenileceğini düşünen bir arkadaşı, ikilinin arasına girerek kraliçenin dikkatini dağıtmış. İşte ne olduysa bundan sonra olmuş ve Akhilleus’un fırlattığı mızrağı fark edemeyen Penthesileia, göğsüne saplanan mızrak ile yere yığılmış... Mızrağın yaraladığı Amazon Akhilleus, düşmanını yendiği için rahat bir nefes almış ama yine de; içinde bu çok iyi dövüşen düşmana karşı bir saygı, bir hayranlık uyanmış. Toz toprak içinde yatan bedene doğru yaklaşmış ve kendisini bu kadar uğraştıran kişinin yüzünü görmek için, yaralının başını kucağına almış. Bu narin beden karşısında biraz şaşırmışsa da asıl şaşkınlığı başlığı çıkartınca yaşamış. Karşısında bir kadın varmış. Hem de çok güzel bir kadın. Kendi mızrağı ile yaraladığı bu güzel kadın, az önceki zorlu mücadelede kendisini zorlayan askermiş. İnanamamış gözlerine Akhilleus. Öyle ki; ölmek üzere olan kraliçenin güzelliği ve cesareti karşısında, çok etkilenmiş ve aşık oluvermiş bu güzel kadına. Ama olan olmuş ve kraliçe aldığı ölümcül yara nedeniyle son nefesini vermiş Akhilleus’un kollarında. Akhilleus ve Penthesileia’nın bu mücadelesi zamanla o devrin sanatçıları ve ozanları arasında çok sevilmiş ve çeşitli sanat eserlerine konu edilmiş. Eski ve acıklı bir aşktan geri kalanlarla beraber... Ege Bora Eşiz - TÜRSAB Dergisi sayı 221 ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Eski Yunan söylencelerinin kadin savascilari ile ilgili bir yaziyi cok büyük bir heyecanla okuduktan sonra sizlerle de paylasmayi arzu ettim... Eski Yunan söylencelerinde Amazon adi verilen bu kadin savascilar gercekten yasamislar miydi, yoksa yalnizca söylencelerde mi var olmuslardi? Tarihin babasi olarak adlandirilan Herodot'da dahil olmak üzere, bircok antik cag yazari onalrdan söz ediyor, öykülerini anlatiyor. Oysa elimizde onlara ait bazi söylencelerden baska hicbir iz, tarihi bir eser yok. Peki ama kimdi Amazonlar? Libya'da ya da Kafkasya'da ortaya ciktiklari da rivayet edilmesine karsin, öykülerin gectigi asil yer Anadolu'dur. Bir söylenceye göre soylari, zalimlikleri yüzünden tahttan indirilen iki Iskit prensesi Scolopotus ve Hylinos ile basladi. Bu iki prenses, aileleri ve takipcileri ile birlikte yurtlarindan ayrilarak Kafkaslarin eteklerinde bir devlet kurdular. Her yeni ülke arayisindaki tüm göcebe kavimler gibi önceleri öldürdüler va yagmaladilar. Fakat ele gecirilen halklar gizlice silahlanarak Iskitlerin bütün erkeklerini öldürdüler. Iskitlerde savas egitimi kadinlara da verilirdi, savas egitimi almis olan bu kadinlar kacmayi basardilar. Erkeksiz kalan ve eskiden esirleri olan insanlarca esir edilmenin asagilayiciligina katlanmayi reddeden bu kadinlar Meotis Gölü (Azak Denizi) bölgesinde tamamen kadinlardan olusan bir devlet kurdular. Güclü bir ordu olusturmalarina karsin, basarisizdilar; nüfuslarinin artmamasi onlar icin bir dezavantajdi. Yeni kazandiklari özgürlükle evliligin kölelik olduguna inandiklari halde soylarinin tükenmesi tehlikesi, yakin topluluklarla anlasma yapmalarini gerektirdi. Bu gecici birlikteliklerden dogan erkek bebekler babalarina geri verildi; kizlarsa yaya ve at üzerinde dövüsebilmek üzere cocukluktan itibaran egitim gördüler... Baslangicta genc kabile Don Nehri kiyisinda yasardi. Nehrin adi da ordu kralicesi olan Lysippe'nin oglu Tanais'ten gelir. Tanais savasa olan tutkusu ve evlilige deger vermeyisi yüzünden Afrodit'i kizdirir ve annesine asık olmakla cezalandirilir. Tanais ensest iliskiye girmektense kendisini nehre atip bogar. Nehir o günden sonra onun adiyla anilir. Lysippe, Amazonlari Anadolu'ya getiren kralicedir. Onun zamaninda Karadeniz'e gelmisler, güney kiyiya yerlesmeye ve kralliklarinin bati sinirini belirlemek icin ormanlarin arasinda bir kent kurmaya karar vermislerdir. Bu kente kralicelerinin adi olan Sinope adini verdiler. Yerlestikleri bölgedeki daglara Amazon daglari adi verildi. Amazon Daglar'indaki derelerin birlesmesiyle olusan genis ve kisa bir nehir olan ve Karadeniz'e dökülen Thermodon Nehri 'nin agzindaki güzel bir burnun üzerine baskentleri Themiserya'yi (bugünkü Terme) kurdular. Amazon savascilari her yil iki aylarini cocuk sahibi olmaya ayirirlardi. ama yalnizca savasta adam öldüren basarili savascilara izin verilirdi. Bunlar kendilerini komsulari Gargarianlardan ayiran daga gider, bekarliklarinin özgürlügünü simgeleyen kemerlerini cikarirlardi. Bir Amazon hamile kaldiginda eve dönerdi. Amazon ülkesi bir ordu devleti görünümündeydi. Ekonomik, politik ve sosyal yapilanmalar savas temelliydi. |
|
![]() |
| Etiketler |
| amazonlar |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|