Home About Contact
Skaliteforum Sınırsız Paylaşım



EYLÜL EYLÜL isimli Üye şuanda  online konumundadır

Usta Üye

Ziyaretci Mesajı

Görülen Ziyaretci mesajı 1 to 10 of 1138
  1. EYLÜL
    03-12-2010 18:18 - permalink
    EYLÜL
  2. EYLÜL
    03-12-2010 12:09 - permalink
    EYLÜL
    Sağım yaLan soLum YaLan.ßirde ßaktım dünya yaLan))))))))
  3. EYLÜL
    03-12-2010 11:51 - permalink
    EYLÜL
    Hiçbir şey için " benimdir" deme.. Yalnızca " yanımdadır " de.. Çünkü ne altın,ne toprak,ne sevgili, ne yaşam, ne ölüm,ne huzur,ne de keder .. Her zaman seninle kalmaz..
  4. EYLÜL
    03-12-2010 11:51 - permalink
    EYLÜL
    Kimseyi değiştiremezsin hayatta ve kimse içinde değişmemelisin,kimliğini kaybettiğin an yaşamını çöpe attın demektir..!Bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle ne sen kimse için mecburi istikametsin,ne de bir başkası senin için...yanındakiler seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında..!istediklerin yanında olsun istemediklerinde yolunda....
  5. PERİ
    03-12-2010 11:23 - permalink
    PERİ
    Günaydın işte geldim burdayım çok özledin mi beni :P)))))))))))))
  6. EYLÜL
    03-12-2010 01:23 - permalink
    EYLÜL
    ELİF gibi, tekim, birim, yalnızım…
    Yazdım… Elif dedim ilkin.. Mürekkebim bir damladan başlayıp uzarken sayfanın koynunda, ben bir Elif sevdâsı nakşettim sayfalara… Sayfanın koynu şerha şerha… Sayfa baştan sona âh ü figân, tepeden tırnağa kan revân… Elif’le başladım bu aşkı anlatmaya… Elif dibâcedir, Elif mukaddim… Elif ilktir, Elif kadîm… Elif’tir hep ilk adım…


    BE gibi, sırrımı noktaya sakladım…
    Kulağa üflenen bir sır gibi esrârın tam ucundayım. Âlemin sırrını kalbinde saklayan Kurân’a, Kurân’ın kalbi Fatiha’ya, Fâtiha’nın kalbi besmeleye, besmelenin kalbi Be’ye ve Be’nin altındaki kara mürekkebe sevdâlıyım…Bir aşk Elifbâsı çarpar sol yanımda... Ben gelişi Elif’ten belli bir yüreğin sadâsıyım.


    TE gibi, gülmeyi umarken ben hüzünle sınandım…
    Harflerin sayfaya akseden yüzü bir hüzne bürünürken kalemimde… Ve kader, kederin bir diğer adı gibi dururken önümde… Nâzenin gül/ümseme gibiydi avucumda dikenler… Bir hârın âh u zârıyla imtihana sarıldım.


    SE gibi, bütünü arzularken ben payıma düşen üç noktayla uslandım…
    Bütündü, tek parçaydı hep bu dünyada gördüğüm. Vahdet muhabbetle örülerek damla damla aktı rahlenin ortasına… Ayn, Şın ve Kaf’ı temsilen üç nokta yayıldı kitabın tam ortasına… Yandım…


    CİM gibi, bir ben noktasına âşık olup karalar bağladım…
    Sevgilinin yanağında kararan bir nokta idi ördüğüm… Sevgilinin yanağında ben, bahtım gibi bir kara ben gördüm. Cim suretiyle sahifeye düşen harfte aşkın en kara hâlini, süveydâyı gördüm. Kara sular indi kalbime… Kalbimi bir ben noktasıyla oyuk oyuk dağladım.


    HA gibi, boşluğumun çemberinde yaya kaldım…
    Bir çemberdi bu aşk… Ezelî ve ebedî.. Başı-sonu olmayan bir halkanın tam ortasında kalakaldım. Boşluğumu halkalarla doldururken, halka içre halka çizerken Ha gibi çemberimin âteşinde yandım. Kendi ateşiyle yandı Kaknûs, âhh ben de âteşimle yeniden ayağa kalktım.


    HI gibi, başımdaki noktayı bedenden aşk için ayırdım…
    Ömür bir mum gibi eriyerek tükendi. Ecel keskin bir alev gibi başımda bitti. Bir mum ve mum alevi gibi… Ayrı duran bir harf ve noktası gibi… Aşk için erittim bedenimi… Kanım, kıvrıla kıvrıla aksın sayfaya… Kanadım, sonunda kendi kanımı içerek kandım.


    DAL gibi, aşk deryasına iki büklüm daldım…
    Uçsuz bucaksız bir okyanustu rahlemde açılan sayfa… Ezelden belâlı bir âşık gibi bıraktım kendimi suyun koynuna… İki büklümüm işte, dervişin elinde asâ gibi… Çile yurdundan gelmiş bir Dal’dan dahi belim eğri, boynum bükük… Deryâlara daldım, aşkla temizlensin diye kirlerim… Günah kokan ellerimle suya boyandım…


    ZEL gibi, kambur ruhumu noktayla taçladırdım…
    Ervâh yurdundan kopup da geldim, denizin kıyıya attığı damla gibi… Ruhum kambur bir dilenci gibi kaldı yüce kapında.. Ellerim çâresiz, ellerim sahipsiz, ellerim kirli… Ruhum, günâhkâr ruhum ancak aşkınla diri… Koy aşkını bir nokta gibi başıma… Şâd olayım…


    RI gibi, hilâl kaşını iki büklüm belime hançer kıldım…
    Hilâl kaşın önünde râm oldum, büküldü boynum. Yay kaşınla fırlattığın oka, nişân oldu koynum… Sızlayan, damlayan, ağlayan kan… Hançerin ucundan sızan can gibi bakışın, gecenin koyusunda parlayan hilâl gibi bakışın, bir harfin nazarına dokundu. Rı’dan başlayıp aşka aktım, ben bu aşkı mürekkeple yıkandım.


    ZE gibi, aklın kıyamıyla aşkın secdesi arasında, rükûda kaldım…
    Ne gökteyim ne yerde…Ne kıyamdayım ne secdede… Birlik ve hiçlik arasında, akıl ve aşk sıratında çiçek açan bir yerde.. Yollarının bolluğuyla sınanan bir sevdânın başındayım. Ze gibi rükûda kaldım. Yüzümle arza bakarken, ruhumla semâya aktım… Ârâftan çıksın kalbim, eğrilerim doğrulsun; ben de bir yol bulayım…


    SİN gibi, inci dişerinden çıkacak bir hazineye sevdâlandım…
    İnci dişlerinden bir söz işitmek istedim. Yüzyıllar önce şairin bir Sin’e teşbih ettiği dişlerinden bir güzel söz işitmek istedim. O söz ki, ezelî ve ebedî sevdâm… Bırak açılsın dudaklar ve yayılsın âleme dualar… Dualar bir hazine gibi, şefâat bambaşka bir hediye gibi bütün evrene yayılsın… Bütün harflerin ucunda, başında, sonunda Sen varsın.


    ŞIN gibi, üç inciyi başımda taşımakla onurlandım…
    Dünyaya dağılan incilerden üçünü başıma takayım. Ayn, Şın ve Kaf diyorum ya hani.... Payıma düşen üç harf ile dilşâd olayım. Üç inci ile yatıp üç harf ile uyanayım… El ver, aşkını başımda taşıyayım.


    SAD gibi, gözlerinin ****rına kapıldım da kıvranarak kıvrıldım…
    Bir harfin kıvrımıyla kıvrandım sayfalar üzerinde… Sad gibi koyu bir esrârı sarıp sarmalayıp sakladım gözlerimde… Efsûnlu bir nazar gibi, büyülü bir rüzgâr gibi harflerinde ruh buldum. Adını oluşturan harflerin esrârını gözlerinden okudum.


    DAD gibi, gözlerinin uçurumunda, bir kara ben noktasında aklandım…
    Gözlerin bir uçurum… Sahifenin kenarında sonsuzluğa akacak iken ruhum, ben içre bir ben tuttu gözlerimi… Ay ve güneş nasıl tutulursa bir boşlukta, gözlerim nasıl tutulursa bir boşluğa… Harflerin noktasına da işte öyle tutundum. Bir kara nokta akladı benliğimi… Noktalar çoğalırken ben âhh, hep azaldım.


    TI gibi, elif sevdâmı nergis gözlerine yasladım da yaşadım…
    Tı gibi iki hamlenin yarasıyım. Bir göz kıvrımından süzülüp bir nergis çiçeğinden dökülüp Elif’in ayağına diz çöktüm. Vahdetten yükselen aşkımı Elif’in birliğine yasladım. Sevdâm büyük, sedâm küçük olsa da… Susmadım.


    ZI gibi, didelerin aşkıyla yandım, Elif iken nokta kadar ufaldım...
    Mürekkep, harflerin damarından süzülüyor damla damla… Harfler kamış kalemin ucunda can bulurken mürekkep damlıyor beyaz bir satıha… Zı’daydı bütün güzelliğin… Gözlerin, benin ve servi boyunla tamam oldu güzelliğin. Ve aşk Elif iken küçüldü, süzüldü, bir noktaya büründü. Bir Elif hamlesiyle ufalandım, pâre pâre paralandım.


    AYIN gibi, aşkın dîvânına bir küçük mukaddime olsaydım...
    Aşk olsun diyorum. Sayfalarca aşk… Bir dîvân sayfasında saklanan; içi nakış ve hat, dışı tezhip ve sanat kokan bu yaralı aşk, yayılsın rahlenin kalbine… Kalpten sonra bütün âleme… Harflerin gül kokusu bu… Bir dîvân sayfasında gizlenen aşkın yüzyıllık hoşbûsu bu… Ve ben, bir dibâce olsaydım bu dîvâna, bir mukaddime… Belki bir Elif’le nur düşerdi ismime…


    GAYIN gibi, gözüme düşen bir nokta yaşla sırılsıklam ıslandım…
    Bir çift göz verildi kabuğumun kalbine. Sadece bir çift gözdü ruhuma açılan pencere… Gönlümün gökyüzünden kan düştü, nokta nokta ıslandım. Hicran düştü Elifbâya… Ben, kamış kalem ve mürekkeple ıslandım. Ve ben âhh, sonunda uslandım…


    FE gibi, ka’de-i ûlâda kaldım, son kez secdeye varamadım …
    Aşkın önünde diz çöktüm, ayak burktum, boyun büktüm. Başım kalbime yakın, arınmaya ve cilâlanmaya muhtaç kalbime… Yolları aşıp Sana geliyorum. Yüzüm yok secdenin nur yüzüne, biliyorum. Ellerim bir tesbih tanesinde kilitli.. Bedenim huzurunda ve ruhum ipinden kopmuş bir tesbih tânesi gibi… Yollarımı aç… Fe’lerim Vav gibi huzura muhtaç….


    KAF gibi, Zümrüd-i Ankâya âşık bir masaldım…
    Kaf dağından süzülüp geldi gönül kuşlarım. Hüdhüd, Simurg, Hümâ, Ankâ… Bir Zümrüd ü Ankâ’nın kanadında asılı kaldı kanayan masalım. Aşk masalının kahramanları uçuşuyor gönlümde… Kaf dağının ardındaki kimyâ ile can buldu harfler… Aşk ile… Âşıkların menziliydi çöller ve dağlar… Ben kendimi bildim bileli, dağlara mahkûmum… Dağlardı benim yurdum…


    KEF gibi, bir Nûn ile can buldum, Kûn dendi ve ben “ol”dum…
    Kûn dendi, Kef ve Nun bir araya geldi. Çamurdan ve balçıktan sonra, bir alaktan filizlenip boy verdim. Oldum ve ölmeyi bildim, öldüm ve olmayı bildim. Bilmeyi ve bilinmeyi istedim. Harflerdi tek şâhidim… Ne kalem yetti, ne kâğıt içimdeki ummânı taşırmaya… Harflerdi tek şâhidim… Ben anlatamadım…


    LAM gibi, saçlarının kıvrımına asılarak sallandım…
    Saçlarının kıvrımına yuva yaptı gönül kuşum.. İpe asılan bir ayna gibi döne döne kendimi buldum. Tel tel örülen bir siyahlıkta, ince ve kara ipler arasında hapsoldu gönül kuşum… Ava giden bendim, saçlarının tuzağında avlanan yine ben… Îdama mahkûm bir âşık gibi saçlarının tellerine asılarak sallanan ben… Ve ben… Aşkın darağacındaydım…


    MİM gibi dudağının kuyusunda küçülen ve yok olan bir noktaydım…
    Dudağının kuyusunda gördüm Yûsuf’un rüyâsını… Çukur, halka halka küçüldü; halkalar büyüyerek kuyunun uykusunu böldü. Büyüyen ve küçülen noktalar gibi… Bir dudağın hânesine konuverdim… Sükûtu resmeyleyen bir noktayım.. Ben esâsen hiç olmadım, uçsuz bucaksız bir yoktayım.


    NUN gibi, ateş denizini mumdan gemiyle, Nun gemisiyle aşsaydım…
    Aşk, âteş denizini mumdan gemilerle geçtiği vakit… Gönül gemileri bir Nuh tufanı ile engin vâdîleri aştığı vakit… Bir Nun tekkesi düşseydi payıma… Yana yakıla aşsaydım alevli denizleri… Aşarak geçseydim âteşten dehlîzleri… Var/saydım… Aşka ulaşsaydım.


    VAV gibi, iki büklüm hâlimle bir cenine konsam, bir secdeye varsaydım…
    Vav gibi iki büklüm kaldım belâlı bir dünya yalanında… Yalanlardan, dolanlardan, koynuma dolanan yılanlardan sonra bir Vav huzuru hayâl ettim kendi dünyamda… Anne karnına düşen ceninden kopup, secdeye varan elimde koşup… Bir Vav gibi kendime dolansaydım…


    HE gibi, alevden yaşlarımı bir âh için akıttım…
    İçinde alev yanan iki kırmızı kadehti gözlerim… Dağlamak ve ağlamak arasında gidip gelen koyu bir alev gibi yükseldi ellerim.. Bir âh’tı yükselen, havaya… Bir inşirâhtı yükselen, semâya… He gibi iki göz çukuruna dolan dumandım. Dumanımla gökyüzüne uzandım.


    LAMELİF gibi Lâ’nın aşkıyla çark attım…
    Harfler bir semâzen gibi dönerken sayfalarda, ben ters bir semâzen sûreti gördüm Lâ’nn koynunda… Çark atıyordu yokluğun noktaları… Yokluğun çokluğa dönen adımında bir “yok” hecesi dokundu sayfalara: Lâ… Sonsuz bir sonsuzlukla dile gelen harf, dönüyordu âh diyerek sayfamda… Lâilâheillallah diyerek dönüyordu Lâ…


    YE gibi, son’a geldim, Sana geldim; hamdım ve son’unda yandım…
    Sana geldim. Elifbânın bütün harflerini aşk ile, âteş ile yaktıktan sonra Ye’nin kıvrımıyla sayfa sonuna geldim. Harfler, heceler, kelimeler ebedî bir sevdâya mâil… Elifbâ baştan sona içimdeki aşka mümessil… Mürekkep nokta nokta sayfaları aşıyor. Sayfalar dalga dalga rahlelerden taşıyor. Bu aşkınlık, bu taşkınlık yüreğimden çıkıp aşka akıyor. Ve aşk bütün kâinata damla damla yayılıyor. Aşk-ı Elifbâ… Kendi hikâyesini yazan muammâ… Aşkla…
  7. EYLÜL
    03-12-2010 01:22 - permalink
    EYLÜL
    anlamadığını bildiğim halde sana biriktirdiğim satırları anlarsın umuduyla sana bir kez daha yazıyorum...


    seni seviyorum !
    aslında dilimden çıkması gereken en güzel ve en kolay sözcük bu
    ama sen sade sevmessin hemen yanlış anlar ''bu kadarcık mı'' diye sorarsın
    sözcüklerimin yetmediği bir dilde
    ''senden başka kimseyle yaşlanamam''
    sözüm gelse aklıma yüzünde minik bir gülümseme oluşur yine yanlış anlarsın
    sana şiirler yazarım
    en güzel bestelerimi senin için söylerim
    satır aralarına gizlediğim gamzelerini dudaklarının kenarına iliştiririm ama yine yanlış anlar ''nasıl yani'' dersin...
    sensiz geçen zamanı yaşanmamış sayar
    seni görmediğim anlarda ağma olduğumu
    yıkık dökük bir limanda martılara anlattığımı söylerim ama anlamazsın
    eksik kalır sevgime yetişemez tırnak içine aldığım cümleler...


    şehir susar
    ben susarım...


    sen susarsın
    aşk susar...


    senden sonra
    birbir mısralarım kendini asar
    bir uçurum kenarından duygularım atlar
    dudaklarımdan çıkmayan sözcükler yüreğimi yaralar derim ama yine anlamazsın...
    kaldırım taşlarında ararım gölgeni
    ''ıssız bir çölde beklerim yıllarca gelmeyecek sevgi sözcüklerini'' derim yine beni yanlış anlarsın...
    sen hep beni yanlış anlarsın
    biliyorum sade olucak senin için ama seni seviyorum
  8. EYLÜL
    03-12-2010 01:21 - permalink
    EYLÜL
    Haykırdım duyan olmadı sustum kimse dinlemedi…İstedim kazanamadım istemedim uzaklaşamadım…Oyunun kurallarına uydum kaybettim uymadım kaybettim…
    Boyun eğdim teslim oldum katlandım itaat ettim uzlaşamadım hayatla…İsyan ettim başkaldırdım ayaklandım yenilmekten kurtulamadım dünyaya…Yaşıyormuş gibi davrandım alay etti benle yaşamıyormuş gibi davrandım cezalandırıp bunu gerçeğe çevirdi…
    kaynak: GeldiK Duvarlarım Yıkılmak Üzere, Sendeliyorum Ve Ben Çok Yorgunum… - GeldiK
    Arafta bıraktı benliğimi hep muallakta bir ev inşa etti bana ne var etti beni ne de yok olmama izin verdi…
    Yanlış mı öğretilmişti her şey yoksa sabrın sonu selamet değil miydi meyveside mi tatlı değildi? Ben mi sabredemedim yoksa? Bu yüzden mi böyle yıkık bir vaziyetteyim?
    İyi de sabır neydi ki? Beklemekse bekledim çabaysa gösterdim acele etmemekse acele etmedim; ama niye olmadı yoksa selamet diye bir şey yok muydu? Hayat sadece basit bir bekleyişten mi ibaretti? Bilmiyorum anlamıyorum çözemiyorum…
    Yüküm çok ağır biriktirdiğim hevesler eskittiğim umutlar tadı buruk bir mazi son kullanma tarihi geçmiş anılar endişe ve korkularla süslenmiş bir gelecek ve tabi ki büyük büyük sorularımkoskocaman sorgulamalarım…
    Bu ağır yükle kendimi daha ne kadar sürükleyebilirim bilmiyorum? Anlamıyorum çözemiyorum…
    Duvarlarım yıkılmak üzere sendeliyorum ve ben çok yorgunum…
  9. EYLÜL
    03-12-2010 01:20 - permalink
    EYLÜL
    Hoşçakal Aşk! Kadınlığım Sana Minnettar...


    Ben sana yüreğimin alfabesinden seslenirken sen başkalarından alıntı yaptığın süslü cümlelerini serptin üzerime... Olsun alınmadım belki kalp tutulmuş dil lal olmuştu...


    Ama gel gör ki içimi acıtan kullanılmış şiirler değil ikinci el bahanelerdi... Bana bakire yalanlar söyle sevgilim... Duymadığım bilmediğim şahsıma münhasır olsun rica ederim...
    Senden istediğim aşk şekeri değil ki avunsun deli yüreğim silsin yaşlarını küçük kız çocukları gibi. Emzirme beni aşk! Bırak yarı tok olmak istemiyorum... Ya aç kalmalıyım ya da burnumdan gelmeli kana kana içtiğim senli deryalar... Boğulmalıyım ve tekrar seni yutkunmalıyım...


    Bana kalmayı öğret diyen sevgili! Affet sana kalmayı öğretemiyorum arka cebinde ki dönüş biletin hazırda beklerken... Kalmak nedir peki benim yaptığım gibi bedeni alıp yüreği bırakmak mıdır yoksa senin yaptığın gibi elini verip yüreği kapatmak mıdır?


    Hoşçakal AŞK! Kadınlığım Sana Minnettar...
  10. EYLÜL
    03-11-2010 23:19 - permalink
    EYLÜL
    UzakLa$ ßenden.!
    Yoksa sana dokunurum,
    Yoksa yasak tanımam,
    Günahkâr olurum,günahım olursun,
    Dudaklarına konarım Gözlerini esir alırım Kölem olursun,
    Gecelerce kölen olurum,
    Didik didik ederim hayatını, Benden başkasına yaşatmam seni,
    Tarihini vururum, anılarını asarım,
    Yüreğine saplarım kendimi
    Bedeninde yatıya kalırım, Teninde beklerim geleceğimi Yaklaşma;
    Seni alırım, Senin olurum,
    Özgürlüğüm yoldaş olur yanına, Sensiz düşüncelerim toprak olur,
    Taparım sana, yatağına tapınak derim,
    Yüzünde güneşler beklerim,
    Sana dokunurum Sahiplenirim seni,
    Sana aşkı yaşatırım, Daha küçük aşklara katlanamazsın,
    Benimle ölürsün!!!
    UZAKLAŞ; YOKSA SANA DOKUNURUM,BENİMLE ÖLÜRSÜN !!!!

Hakkımda

  • EYLÜL Hakkinda
    Biography
    Kin doLuyum.Kan kuSuyOrum..
    Location
    KimeNe ??
    Interests
    Haram oLsun! yıLLarım oLmu$ Ziyan...
    Occupation
    ÖnemLimi.
  • Signatürü
    گے









    گے







    ßir MeLek OLmak DeqiL ßenim Derdim aSLa.!ßen $eytan oLmak iStemedim.

İstatistik

Mesaj adeti
Ziyaretci Mesajı
Toplam Teşekür
Genel Bilgiler
  • Son Aktivitesi: 03-12-2010 23:29
  • Üyelik tarihi: 10-10-2009
  • Tavsiye Puanı: 2

Arkadaşlar

Arkadaşlar gösterme 1 to 10 of 14

WEZ Format +3. Şuan Saat: 23:44.
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

vBulletin 3.7.2 Türkçe Yapımcı : Skaliteforum.COM

 

Alternatif tatil site ekle maynet